23.11.10
bir zibakarcali&serayozdemir twit trafiği-2
+dark cherry mocha starbucks'ın çıkardığı ve çıkarabileceği en kötü içecek sanırım. ailecek bunu düşünüyoruz.
-niye be, şu anda favori listemin ikinci sırasında?
+bence onu içmek insanın kendine yapacağı büyük bir kötülük, bir gün yanlışlıkla onu verdiler starbucksın içine kustum falan.
-yanlışlıkla? nası yaaa, ben üç gündür onu içiyorum böyle keyifnen.
+evet yanlış içecek verdiler de böyle acılar çektim. ben tek yudumda bıraktım, annem ve babam da deneyip nefret etti.
-yazık abi size.
hayatımızın kısa özeti.
21.11.10
bir zibakarcali&serayozdemir twit trafiği
+ilk defa the last shadow puppets çalan starbucks duyuyorum. bilimum jazz cdleri toplatıldı mı ki türkiye'den?
-ben de anlamadım abi. bi baktım in my room çalıyo. susurlukta hem de.
şerefine dude, dark cherry mocha :D
18.11.10
istanbul :X
15.11.10
flashback
sumairu sumariu :D
14.11.10
ev :D
11.11.10
fairy tail-code geass: lotr
(Bu arada yazdıklarımı okuyunca hatunlardan çok bahsetmişim ama manga okurken sadece hatunlara dikkat ediyorum, tabii yaoi okumuyosam ya da shounen-ai :D)
Ama şimdi gel de hatunlara dikkat etme. Code Geass: Lelouch of the Rebellion daha yeni başladığım ancak etrafta "Liloooyyyyççç" ya da "Kellııın" diye dolaşmama sebep olmakta. Evet abi, ben Code Geass'daki bütün hatunlara hastayım. Milly olsun, Kallen olsun, Euphemia olsun... Daha şimdilik bu kadarlar ama emininm gelecek on yüz bin milyon bölümde sayıları artacak :D
I like Kallen-style girls. Masküler hatun stilini seviyorum. Hep öyle olmak istemişimdir ama olmuyo işte, anime karakteri olunca güzel o iş. Erza, Kallen, Jo, Temari... Kız masküler, erkek feminenken iyi. Ukeler iyi. I like uke. Do you know uke?
9.11.10
album crisis
8.11.10
starbucks abi part 2.
7.11.10
starbucks abi.
| |
| bu da günün anlam ve önemi olan ceviz işte. |
6.11.10
olmamış abi.
Ama alçı maketim oldu lan. O oldu bak.
16.10.10
en duygulusundan bir "yeter"
Bir ay bile olmadı okul açılalı ama resmenbıktım."İki milimden nolcak salla gitsin" zamanlarından, "Lanet olsun, yarım milim kaymış" zamanlarına yaptığım süpersonik geçişin bende yarattığı baş ağrısı, mide bulanıtısı ve uykulu uykusuzluğa el titremelerim eklenince bıkmışlık kendini göstermeye başladı iyice. Anneme de şikayetlendim bugün, dün de babama şikayetlenmiştim. Napabilirlerse artık.
En rahat anlarım anime izlediğim anlarım. K-On ya da Keion mesela. İzlememek için inat ettiğim aylar sonucu bir sıkıntıyla başlayıp elimdeki bölümleri yutarcasına izlediğim bir anime. Hastasıyım Akiyama Mio'nun ben. Yui'nin yemek yeme alışkanlığında kendimi buluyorum bir de.
Üstü vişne jöleli muhallebi yedim. Yemek de pek güzeldi. Koltuk da rahat. Bugünlük keyif süper. Ya yarın? Dane nedir ya, dane!? Biri bana mimari tasarıma giriş adlı dersle bir daneyi bağdaştırsın. Bunu da beğenmeyecekler zaten. Niye bijoloji yazmadım diye soruyorum kendime veya işletme veya filoloji. Yata yata okurdum. Böyle işte bu, üçüncü haftasından gıcık olduğum bir meslekle ömür geçiricem. Esra Erol'a gitmeli. Yakın da ha aslında... Gitsem mi?
4.8.10
USB Aşkı
Geçmişte genel olarak müzik dinlemek amaçı kullandığım bu özellik artık 25GB'lık bir USB yığınıyla anime izlerken hostluk yapıyor.
-Televizyonda Naruto bir başka oluyor-
Yayılıyorum koltuğa, elimde kumanda, Genshiken senin Naruto benim; Lovely Complex, Elfen Lied, Blood+ bıdı bıdı da sizin izliyorum bütün gün.
-Ama keşke anneme söylemeseydim...-
Anneme bu bizim it DVD playerin kozmik USB Host Playini söylediğim gün, 4GB'lık bir USB ile başıma dikildi. Melihat Gülses'miş(diğerlerinin yanında çok çıkıntı kalacak hatun), Enrico Macias'mış, Julio Iglesias'mış, Elvis'miş, Frank Sinatra'ymış indirtti. Ha şimdi boş olduğu zaman evde 5 hoperlör destekli bir kopuş yaşıyor. Melihat Teyze sağolsun, söylediği bütün Türk Sanat Musikisi eserlerini ezberledim. Ezberledim de, sor bi anlıyor musun tek bir kelime diye... Sor hadi...
8.7.10
Pirzola
Efendim, seneyi tam olarak hatırlayamıyorum fakat validem ve pederimden aldığım rivayetlere göre bendeniz 3-4 yaşlarındayken pederle ben arabayla Adana'ya gidiyoruz. Niye gittiğimiz mukadderat lakin dönüşte babamın çok eski bir arkadaşıyla dönüyoruz. Dönerken de Adana çıkışındaki Pozantı denilen yerde pirzola yiyeceğimiz tutuyor ki bendeniz pirzolayı etten saymam, çerezdir o. Bi başladım mı öküz gibi yerim. Demekki çocukluktan gelme bişey bu, çünkü pederciğim bir dağ restoranında gecenin bir vakti durup bana "Aç mısın?" diye sormuş, ben de "I-ıh, yemicem" gibisinden bir tepki vermiş olmalıyım ki babam ortaya söyledi pirzolayı böyle yiyolar onlar. Ben de aldım bi tane başladım kemirmeye. Sonrasını hatırlamıyorum. (Genel olarak olayı hatırlamıyorum zaten sadece pirzola yediğim kısmı mevcut hafızamda.) Restoranda oturduğumuz yer vadi kıyısındaymış, rivayetlere göre de bendeniz 1,5 kilo pirzolanın kemiğini o vadiye atmışım.
Seviyorum bu hatırayı, pirzolayı da. Olsa da yesek la...
6.6.10
Peh.
İşte kaçırdım ağzımdan, bastı azarı niye söylemedin blogun olduğunu dedi. Arar bulurum, kendi rızanla söyle dedi. Hayır ne sanıyosa artık blogumu...
Attack Attack!'in yeni albümüyle hayatıma yeni bir kop kop müziği daha girmiş bulunmakta. Shut Your Mouth, Deniz'le hala o albüme nasıl girdiğini anlamadığımız screamsız parça, daha önceden de dinlediğimiz Sexual Man Chocolate da gayet fantazik bir parça olarak karşımıza çıkmaktalar.
Lady Gaga Covers'ın ikinci versiyonu da çıkmış, various artistlerimiz ise muhteşem diyemeyeceğim çünkü aralarında 30 Seconds to Mars en bilindik grup olarak karşımıza çıkıyor, diğer gruplar ise ballroom band aşamasında.
MCMB'nin yeni şarkısı Lost Boy baya bir sarıyor adamı. Sarmasa ayıp zaten.
Bu arada, lütfen birisi Marilyn Manson'a dur desin, Eminem'le düet yapmış şimdide, öyle duydum!?
24.4.10
Yok artık...
Aaron Gillespie, Underoath'dan ayrılmış. The Almost'la devam edicek yoluna sanırım ama The Almost vs. Underoath yaparsak tabiki de The Almost(-), Underoath(+). Spee, bebeğim, senden çok şey bekliyorum, hadi Aaron'a kapak yapalım.
Mezun olmak ne zor işmiş. Elbise seç, ayakkabı seç, aksesuar seç. Yemekten sonra eğlenceye gidilcek yeri seç. Amaaan.
Sanırım Kubo-sensei biz Bleach severleri çıldırtmak istiyo. Hem chapterlar çok kısa, hem de en heyecanlı yerinde kesiyo. Urahara geldi şimdi, ki bu zat benim en sevdiğim karakterdir. Bundan mütevellit bir dahaki cumaya kadar kalp spazmı bekliyorum.
Yazacak bişeyim yokmuş, zırvaladım yine. I'm off.
P.S. Beyine dışarıdan yükleme yapılamıyo hala değil mi, hani popping dance falan.
11.1.10
Tee heee... (:
Bugün YGS başvuru formlarının geldiğini duyurdular. A yok artık, vazgeçim ben başvurmucam. Şöyle bi bikaç yıl daha bi gelsin hele. Anca.
Sarı bi laptop desteği aldım, pek sevgili İsveçli dostumuz Ikea'dan. Çok sevdim keratayı, pek kullanışlı.
Sömestra az kaldı. Hızlandırmaya da. Amaaan.
Andaç fotoğrafları da çekildi. Ne mal olduğunu anlamadım valla, güzel de değildi çirkin de. Çirkin çıksaydı da ağlasaydım, 4 yıl boyunca, ağlamadan andaç fotoğrafı çektirmek için mi okudum ben!?(!)
Ikea'dan iki tane de fare aldım. Peluş. Biri gri biri beyaz. Gri olan Hüdaverdi, beyaz olan Tanrıverdi. Hepsi aynı yaratandan. Endonezya'da yaratmış onları yaratan.

