16.10.10

en duygulusundan bir "yeter"

Bir ay bile olmadı okul açılalı ama resmenbıktım."İki milimden nolcak salla gitsin" zamanlarından, "Lanet olsun, yarım milim kaymış" zamanlarına yaptığım süpersonik geçişin bende yarattığı baş ağrısı, mide bulanıtısı ve uykulu uykusuzluğa el titremelerim eklenince bıkmışlık kendini göstermeye başladı iyice. Anneme de şikayetlendim bugün, dün de babama şikayetlenmiştim. Napabilirlerse artık.

En rahat anlarım anime izlediğim anlarım. K-On ya da Keion mesela. İzlememek için inat ettiğim aylar sonucu bir sıkıntıyla başlayıp elimdeki bölümleri yutarcasına izlediğim bir anime. Hastasıyım Akiyama Mio'nun ben. Yui'nin yemek yeme alışkanlığında kendimi buluyorum bir de. 

Üstü vişne jöleli muhallebi yedim. Yemek de pek güzeldi. Koltuk da rahat. Bugünlük keyif süper. Ya yarın? Dane nedir ya, dane!? Biri bana mimari tasarıma giriş adlı dersle bir daneyi bağdaştırsın. Bunu da beğenmeyecekler zaten. Niye bijoloji yazmadım diye soruyorum kendime veya işletme veya filoloji. Yata yata okurdum. Böyle işte bu, üçüncü haftasından gıcık olduğum bir meslekle ömür geçiricem. Esra Erol'a gitmeli. Yakın da ha aslında... Gitsem mi?