Yeni fark ettim, yazdıklarım Facebook'da not olarak görüküyomuş. Okuyan var mıdır lan?
Okuyan el kaldırsın.
Neyse. Müzik üzerine dedim, nerden esti? MySpace'den Sonic adında bi gruptan esti. İzmirli bi grupmuş, eklemişler, kabul ettim, 2-3 şarkıları vardı dinledim. Ritmler hoş, screamlar iyi, kayıtlar vasat ama yaptıkları müzik de vasat. Yani benim için vasat.
Ama neden vasat. Çünkü ben Türk işi, el dokuma bi A Skylit Drive ya da bi Oceana ya da bi Alexisonfire arıyorum da ondan. Hadi, Escape the Fate bile olur. (Hoş ETF'ye benzeyen buldm bi kaç tane ama, MySpace sağolsun...)
Türkçe dinlemiyosun, anlıyosun onları ne dediklerini hava yapıyosun için diye kırk kat laf sayan arkadaşlarım var. Dİnlemem dinlemem kardeşim, Türk gruplar da benim sevdiğim gibi müzik yapsınlar dinleyeyim...
Hayır sen anlamıyosan onları, o da senin eksiğin, havaysa da yaptığım, yaparım.
Ama hakkını yememek lazım şimdi, Pickpocket çok sağlam, dinlediğimde herşeyin yerine oturduğu bi grup. Nimet gibi resmen.
Ah neler istiyorum yapayım, ama yetenek yok. Yok valla. Ses yok, görüntü yok, onların açığını kapatacak başka bi alternatif de yok. Benden cacık olmaz müzik için. Olsa olsa kalas olur. Odun olur. Kütük olur. O derece umutsuz yani, ağaç bile değil, odun odun...
30.12.09
29.12.09
R.I.P., The Rev.
28 Aralık 2009
Avenged Sevenfold'un bateristi James Owen "The Rev" Sullivan, yatağında ölü olarak bulundu.
Evet, ağlama faslına geçiyoruz.
Lan daha 5. albüm vardı!
Lan daha 2010'a girecektik!
Lan sen evlisin, grubun var, çocuğun yok ama kıyamet kadar fanın var, nereye ölüyo, niye ölüyon, mayyynaaaak!!!!(ölünün arkasına sövdüm, torpak bana gel gel yapıyo.)
İşin şakası, gerçekten çok üzüldüm. En sevdiğim grubun bateristiydi, bildiğim en iyi bateristlerdendi ve duyduğum iyi seslerden biriydi aynı zamanda. Adaletsiz geliyo.
Elvis Presley'in ölümü anneme nasıl adaletsiz gelyosa, şu an The Rev'in ölümü de bana o kadar adaletsiz geliyo.(Hoş Elvis kendi kaşındı, ama neyse, öldü sonuçta)
Umarım acı çekmeden ölmüştür. Ölmek yeterince acı verici olmalı zaten.
R.I.P., you'll be fine wherever you are.
Avenged Sevenfold'un bateristi James Owen "The Rev" Sullivan, yatağında ölü olarak bulundu.
Evet, ağlama faslına geçiyoruz.
Lan daha 5. albüm vardı!
Lan daha 2010'a girecektik!
Lan sen evlisin, grubun var, çocuğun yok ama kıyamet kadar fanın var, nereye ölüyo, niye ölüyon, mayyynaaaak!!!!(ölünün arkasına sövdüm, torpak bana gel gel yapıyo.)
İşin şakası, gerçekten çok üzüldüm. En sevdiğim grubun bateristiydi, bildiğim en iyi bateristlerdendi ve duyduğum iyi seslerden biriydi aynı zamanda. Adaletsiz geliyo.
Elvis Presley'in ölümü anneme nasıl adaletsiz gelyosa, şu an The Rev'in ölümü de bana o kadar adaletsiz geliyo.(Hoş Elvis kendi kaşındı, ama neyse, öldü sonuçta)
Umarım acı çekmeden ölmüştür. Ölmek yeterince acı verici olmalı zaten.
R.I.P., you'll be fine wherever you are.
Yok beyaz leblebi gibisi.
Vallaha yok. En zor zamanımda, en aç anımda, sıcacık bir tencere yemeği şefkatiyle ağzımı dolduran ve yerken çıkan katır kutur sesleri ritm haline getirip eğlendiğim beyaz leblebi gibisi yok.
Niye beyaz leblebi şimdi? Ne biliyim, en yakınımda o var diye.
Ya aslında ben, kendi kendime niye yazıyosun sorusunu sormak için yazıyorum, yazarken belki bi cevap bulurum diye. Okuyanın yok anacım senin, tüm blogları sen yazsan ne çıkar? Bi twitbuddy'in bile yok. (bi kedim bile yok gibisinden bi şarkı mı vardı ne?)
Anam, şeytan dürttü. Aklıma bişey geldi. Günün birinde ya ünlü olursam? Haaa, işte bak geleceğe yatırım bu blog...
O zaman Oceana dinleyelim kendimize gelelim, Brennan'a sevgilerle, her nerede söylüyor ve söyletiyorsa.
Niye beyaz leblebi şimdi? Ne biliyim, en yakınımda o var diye.
Ya aslında ben, kendi kendime niye yazıyosun sorusunu sormak için yazıyorum, yazarken belki bi cevap bulurum diye. Okuyanın yok anacım senin, tüm blogları sen yazsan ne çıkar? Bi twitbuddy'in bile yok. (bi kedim bile yok gibisinden bi şarkı mı vardı ne?)
Anam, şeytan dürttü. Aklıma bişey geldi. Günün birinde ya ünlü olursam? Haaa, işte bak geleceğe yatırım bu blog...
O zaman Oceana dinleyelim kendimize gelelim, Brennan'a sevgilerle, her nerede söylüyor ve söyletiyorsa.
28.12.09
Paranoid Zibandroid.
Bir arkadaşımın ablasının blogunda(of ne isim tamlaması oldu be!) gördüm bu testi, yapayım dedim, yapmaz olaydım, en azından paranoyaklığımın farkında olmayacaktım.
Ama neyse, yaptık bi kere...
Disorder | Rating
Paranoid: Very High
Schizoid: Low
Schizotypal: High
Antisocial: Moderate
Borderline: Low
Histrionic: Low
Narcissistic: High
Avoidant: Low
Dependent: Low
Obsessive-Compulsive: Moderate
URL of the test
Ama neyse, yaptık bi kere...
Disorder | Rating
Paranoid: Very High
Schizoid: Low
Schizotypal: High
Antisocial: Moderate
Borderline: Low
Histrionic: Low
Narcissistic: High
Avoidant: Low
Dependent: Low
Obsessive-Compulsive: Moderate
26.12.09
Funeral Blues
Stop all the clocks, cut off the telephone,
Prevent the dog from barking with a juicy bone,
Silence the pianos and with muffled drum
Bring out the coffin, let the mourners come.
Let aeroplanes circle moaning overhead
Scribbling on the sky the message “He Is Dead”,
Put crepe bows round the white necks of the public doves,
Let the traffic policemen wear black cotton gloves.
He was my North, my South, my East and West,
My working week and my Sunday rest,
My noon, my midnight, my talk, my song;
I thought that love would last for ever: I was wrong.
The stars are not wanted now: put out every one;
Pack up the moon and dismantle the sun;
Pour away the ocean and sweep up the wood.
For nothing now can ever come to any good.
Prevent the dog from barking with a juicy bone,
Silence the pianos and with muffled drum
Bring out the coffin, let the mourners come.
Let aeroplanes circle moaning overhead
Scribbling on the sky the message “He Is Dead”,
Put crepe bows round the white necks of the public doves,
Let the traffic policemen wear black cotton gloves.
He was my North, my South, my East and West,
My working week and my Sunday rest,
My noon, my midnight, my talk, my song;
I thought that love would last for ever: I was wrong.
The stars are not wanted now: put out every one;
Pack up the moon and dismantle the sun;
Pour away the ocean and sweep up the wood.
For nothing now can ever come to any good.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)