31.12.10
2011 mi?
Geçen senelerde sırasıyla:
1. Okuldaki extra samimi arkadaşlar arasında kura çekilir,
2. Çekilen kura kağıdı itinayla saklanır,
3. 4-5 boyunca hediye düşünülür, son iki gün dükkan dükkan gezilir,
4. Arkadaşların arkadaşlara alınacak hediyelere yardımcı olunur,
5. Mümkün mertebe en havalı hediye alınır,
6. Kura çekilirken toplanan para ile pasta, içecek, tabak, çatal alınır,
7. Yılbaşından önceki işgününde okulda hediyeler verilir, sarıılınır, öpüşülür, sevişilirdi.
AMA İŞLER DEĞİŞTİ!
Bu sene sırasıyla:
1. Pazartesi günü MTG için hocanın ofisine gidildi, akabinde tasarı geometri dersi ekildi.
2. Pazartesi gecesinde sabahlanılarak basic design vize maketi bitirildi.
3. Salı günü sabahtan akşama kadar Atatürk Oto Sanayi'deki stüdyodaydık. Akşam 7:30'da çıktık.
4. Çarşamba günü Türkçe ve matematik dersleri ekildi sabahtan akşama kadar Atatürk Oto Sanayi'deki stüdyodaydık. Akşam 8:30'da çıktık.
5. Perşembe günü teknik resimden erken çıkıldı, öğlenden akşama kadar Atatürk Oto Sanayi'deki stüdyodaydık. Akşam 9:30'da çıktık.
6. Cuma sabah 4.00'te babam geldi, haftanın tek mutlu olayı gerçekleşti.
Bakın, bu seneki olaylar sırasını yediye bile tamamlayamadım.
Matkap tutmayı, elektrikli testere kullanmayı, polietilen borunun taşıyıcılığını, alçı dökmeyi falan biliyorum. Daha doğrusu biliyoruz. Mimari tasarıma Giriş grubu olarak kızlı erkekli, üzerimizde işçi önlükleriyle, öğrendik.
Ne iş olsa yaparız abi.
2011'in hepinize şans getirmesi dileğiyle, bu sene dönün lan köşeyi ^^
21.12.10
rhinopoint
Başlık: Duygusal ve Sosyal Zeka
Aynen şöyle yazdım:
Duygusal
ve
Sosyal
Zeka
Sonra baktım yazı sayfanın çok üstünde kaldı, aşağıya çekeyim yazı kutusunu dedim.
Tam çekerken mouseu kaydırdım, kutu hafif sola gitti.
"Anaaa" dedim. "Orthoyu açmamışım, dik olmadı."
Rhino bilinçaltıma iyice yerleşmiş, bundan bunu anlıyorum.
Beni, beni, Bihter'ini?
18.12.10
zibakarcali is now married with...
Hollanda Konsolosluğu Asmalı Mescit'teymiş, en kısa zamanda gitmek ümidiyle yanıp tutuşuyoruz. Su bilmiyo Asmalı Mescit'i. Götürmem lazım onu oraya, eğlenmek lazım. Balayını da orda kutlarız falan. -Balayı kutlanan bişey mi?-
Ama bilmiyorum artık müstakbel eşim yaoi izlememe/okumama izin verir mi? Çünkü kendisi bu tür şeyleri "gross" bulmakta. Sanırım ona çaktırmadan okumayı/izlemeyi öğrenmeliyim, mesela webcam açıkken yapmamalıyım.
16.12.10
fütüristik şeyler
Bunun üzerine yazdım google imagesa "futurist furnitures", bastım searche.
İmana geldim. (Bakınız: hemen alttaki üç resim)
![]() |
| Sonra da bu merdivenin dünyanın en iyi fikri olabileceğine karar verdim falan. |
Kissu, adiosu.
8.12.10
I will never lie to you.
Seray'la güzel bir gün.
Do you know "kör itin öldüğü yer"? It's santralistanbul.
Noodle iyiydi.
Söylediğimiz aptal şarkılar da iyiydi. Azıcık ucundan versen. Nırınım nırınım.
E şimdi. When I grow up, I'll be stable.
Stabil olmak. Mesh stabil bir materyal olabilir, örgüsüne bağlı. Ama tamamen stabil olsun istiyosak yapısı daha sıkı şeylere yönelmeli, bulabilirsek çelik halat.
MDF, sunta, kontrplak.
Sunta daha sağlam ama biz Türkler MDFyi daha sağlam sanıyor ve bütün ıslak zemin sabit donatılarında kullanıyoruz. Buna dur demeli.
Together we can take the world apart.
Vişneli K-Bar güzel.
Garbage güzel.
Kissu. Ai shi teru.
6.12.10
flashback vol2
...falan filan işte. iTunes bana kıyak geçip Good Charlotte çalmaya başladı yarım saat kadar önce. Son albümleri Cardiology'i indirmedim, tadını kaçırmak istemiyorum The Chronicles of Life and Death'in. Good Morning Revival'ı tutmamıştım pek, Cardiology'nin de adı çok tırt geldi.
"Good Charlotte ne yaa, çocuk kitabı adı gibi!" diyip Good Charlotte'un bir çocuk kitabı adı olduğunu öğrendiğimde gruba yaptığım ilk burun kıvırışımı hatırlıyorum şu an I Just Wanna Live'i dinlerken. Ne dinlerdim yahu.
Good Morning Revival'daki Avenged Sevenfold'la yaptıkları The River ama, hakkı yenmez.
The Juliana Theory dinlerdim bi de bi ara.
From First to Last dinlerdim.
Funeral for a Friend dinlerdim. History sanırım hala dinlediğim tek şarkıları. Ha bi de Juneau var.
The Used pek tabii.
Forgive Durden'in "Beware The Jubjub Bird And Shun The Frumious Bandersnatch"e haftalarca takılışım.
Escape the Fate.
Saosin. Özellikle de You're Not Alone.
...
..
.
Hemen back to the future yapıyoruz.
Hey! Say! 7- Hey! Say! (Lovely Complex Opening Theme)
Olivia Lufkin-Starless Night
Anna Tsuchiya-Guilty (R.E.:Degenariton Ending Theme)
Lilium(Elfen Lied Opening Theme)
Modunuza göre seçip dinleyin.
İyi geceler herkese.
4.12.10
mint blend
-Sonunda coffee mugıma kavuştum, christmas temalı hem de :D Severek kullanacağım, buna eminim :D
-Acıktığımı hissediyorum. Dün akşam çok sıkıldım diye eve gidince yiyemedim bişey, sabah da sigara böreği yedim sadece. Anneannem kayseri mantısı dökmüş, sarma sarmış, barbunya yapmış, ıspanak yapmış. Eve gidince karnım doyacak ancak ne yiyeceğime karar verirsem her şey daha güzel olucak.
-Kalabalık bir akşam beni belkiyor, ah bir de Paul Klee'yi evde unutmasaydım. Neyse, yarın okurum biter.
-MTG için makale yazmam lazım ama Philip Glass da John Cage de çok sıkıcı insanlar. Ben bütün yazıda Hans Zimmer'dan bahsetsem veya The Beatles'dan veya PATD'den? Özay Gönlüm falan?
-Salı gününe basic design ödevi de vardır kesin. Nedir acaba? Merak ettim birden.
2.12.10
cesaret
Ha sor bi kaç kişi tıklıcak da okuycak.
İhtimalin gerginliği bile yeter.
Bu şarkı benden okuyanlara gelsin: İbrahim Tatlıses-Kara Üzüm Habbesi
(Şaka şaka, Hans Zimmer-Hello Beastie gelsin)
(O da şaka, Atiye-Salla gelsin)
1.12.10
vaytamin
23.11.10
bir zibakarcali&serayozdemir twit trafiği-2
+dark cherry mocha starbucks'ın çıkardığı ve çıkarabileceği en kötü içecek sanırım. ailecek bunu düşünüyoruz.
-niye be, şu anda favori listemin ikinci sırasında?
+bence onu içmek insanın kendine yapacağı büyük bir kötülük, bir gün yanlışlıkla onu verdiler starbucksın içine kustum falan.
-yanlışlıkla? nası yaaa, ben üç gündür onu içiyorum böyle keyifnen.
+evet yanlış içecek verdiler de böyle acılar çektim. ben tek yudumda bıraktım, annem ve babam da deneyip nefret etti.
-yazık abi size.
hayatımızın kısa özeti.
21.11.10
bir zibakarcali&serayozdemir twit trafiği
+ilk defa the last shadow puppets çalan starbucks duyuyorum. bilimum jazz cdleri toplatıldı mı ki türkiye'den?
-ben de anlamadım abi. bi baktım in my room çalıyo. susurlukta hem de.
şerefine dude, dark cherry mocha :D
18.11.10
istanbul :X
15.11.10
flashback
sumairu sumariu :D
14.11.10
ev :D
11.11.10
fairy tail-code geass: lotr
(Bu arada yazdıklarımı okuyunca hatunlardan çok bahsetmişim ama manga okurken sadece hatunlara dikkat ediyorum, tabii yaoi okumuyosam ya da shounen-ai :D)
Ama şimdi gel de hatunlara dikkat etme. Code Geass: Lelouch of the Rebellion daha yeni başladığım ancak etrafta "Liloooyyyyççç" ya da "Kellııın" diye dolaşmama sebep olmakta. Evet abi, ben Code Geass'daki bütün hatunlara hastayım. Milly olsun, Kallen olsun, Euphemia olsun... Daha şimdilik bu kadarlar ama emininm gelecek on yüz bin milyon bölümde sayıları artacak :D
I like Kallen-style girls. Masküler hatun stilini seviyorum. Hep öyle olmak istemişimdir ama olmuyo işte, anime karakteri olunca güzel o iş. Erza, Kallen, Jo, Temari... Kız masküler, erkek feminenken iyi. Ukeler iyi. I like uke. Do you know uke?
9.11.10
album crisis
8.11.10
starbucks abi part 2.
7.11.10
starbucks abi.
| |
| bu da günün anlam ve önemi olan ceviz işte. |
6.11.10
olmamış abi.
Ama alçı maketim oldu lan. O oldu bak.
16.10.10
en duygulusundan bir "yeter"
Bir ay bile olmadı okul açılalı ama resmenbıktım."İki milimden nolcak salla gitsin" zamanlarından, "Lanet olsun, yarım milim kaymış" zamanlarına yaptığım süpersonik geçişin bende yarattığı baş ağrısı, mide bulanıtısı ve uykulu uykusuzluğa el titremelerim eklenince bıkmışlık kendini göstermeye başladı iyice. Anneme de şikayetlendim bugün, dün de babama şikayetlenmiştim. Napabilirlerse artık.
En rahat anlarım anime izlediğim anlarım. K-On ya da Keion mesela. İzlememek için inat ettiğim aylar sonucu bir sıkıntıyla başlayıp elimdeki bölümleri yutarcasına izlediğim bir anime. Hastasıyım Akiyama Mio'nun ben. Yui'nin yemek yeme alışkanlığında kendimi buluyorum bir de.
Üstü vişne jöleli muhallebi yedim. Yemek de pek güzeldi. Koltuk da rahat. Bugünlük keyif süper. Ya yarın? Dane nedir ya, dane!? Biri bana mimari tasarıma giriş adlı dersle bir daneyi bağdaştırsın. Bunu da beğenmeyecekler zaten. Niye bijoloji yazmadım diye soruyorum kendime veya işletme veya filoloji. Yata yata okurdum. Böyle işte bu, üçüncü haftasından gıcık olduğum bir meslekle ömür geçiricem. Esra Erol'a gitmeli. Yakın da ha aslında... Gitsem mi?
4.8.10
USB Aşkı
Geçmişte genel olarak müzik dinlemek amaçı kullandığım bu özellik artık 25GB'lık bir USB yığınıyla anime izlerken hostluk yapıyor.
-Televizyonda Naruto bir başka oluyor-
Yayılıyorum koltuğa, elimde kumanda, Genshiken senin Naruto benim; Lovely Complex, Elfen Lied, Blood+ bıdı bıdı da sizin izliyorum bütün gün.
-Ama keşke anneme söylemeseydim...-
Anneme bu bizim it DVD playerin kozmik USB Host Playini söylediğim gün, 4GB'lık bir USB ile başıma dikildi. Melihat Gülses'miş(diğerlerinin yanında çok çıkıntı kalacak hatun), Enrico Macias'mış, Julio Iglesias'mış, Elvis'miş, Frank Sinatra'ymış indirtti. Ha şimdi boş olduğu zaman evde 5 hoperlör destekli bir kopuş yaşıyor. Melihat Teyze sağolsun, söylediği bütün Türk Sanat Musikisi eserlerini ezberledim. Ezberledim de, sor bi anlıyor musun tek bir kelime diye... Sor hadi...
8.7.10
Pirzola
Efendim, seneyi tam olarak hatırlayamıyorum fakat validem ve pederimden aldığım rivayetlere göre bendeniz 3-4 yaşlarındayken pederle ben arabayla Adana'ya gidiyoruz. Niye gittiğimiz mukadderat lakin dönüşte babamın çok eski bir arkadaşıyla dönüyoruz. Dönerken de Adana çıkışındaki Pozantı denilen yerde pirzola yiyeceğimiz tutuyor ki bendeniz pirzolayı etten saymam, çerezdir o. Bi başladım mı öküz gibi yerim. Demekki çocukluktan gelme bişey bu, çünkü pederciğim bir dağ restoranında gecenin bir vakti durup bana "Aç mısın?" diye sormuş, ben de "I-ıh, yemicem" gibisinden bir tepki vermiş olmalıyım ki babam ortaya söyledi pirzolayı böyle yiyolar onlar. Ben de aldım bi tane başladım kemirmeye. Sonrasını hatırlamıyorum. (Genel olarak olayı hatırlamıyorum zaten sadece pirzola yediğim kısmı mevcut hafızamda.) Restoranda oturduğumuz yer vadi kıyısındaymış, rivayetlere göre de bendeniz 1,5 kilo pirzolanın kemiğini o vadiye atmışım.
Seviyorum bu hatırayı, pirzolayı da. Olsa da yesek la...
6.6.10
Peh.
İşte kaçırdım ağzımdan, bastı azarı niye söylemedin blogun olduğunu dedi. Arar bulurum, kendi rızanla söyle dedi. Hayır ne sanıyosa artık blogumu...
Attack Attack!'in yeni albümüyle hayatıma yeni bir kop kop müziği daha girmiş bulunmakta. Shut Your Mouth, Deniz'le hala o albüme nasıl girdiğini anlamadığımız screamsız parça, daha önceden de dinlediğimiz Sexual Man Chocolate da gayet fantazik bir parça olarak karşımıza çıkmaktalar.
Lady Gaga Covers'ın ikinci versiyonu da çıkmış, various artistlerimiz ise muhteşem diyemeyeceğim çünkü aralarında 30 Seconds to Mars en bilindik grup olarak karşımıza çıkıyor, diğer gruplar ise ballroom band aşamasında.
MCMB'nin yeni şarkısı Lost Boy baya bir sarıyor adamı. Sarmasa ayıp zaten.
Bu arada, lütfen birisi Marilyn Manson'a dur desin, Eminem'le düet yapmış şimdide, öyle duydum!?
24.4.10
Yok artık...
Aaron Gillespie, Underoath'dan ayrılmış. The Almost'la devam edicek yoluna sanırım ama The Almost vs. Underoath yaparsak tabiki de The Almost(-), Underoath(+). Spee, bebeğim, senden çok şey bekliyorum, hadi Aaron'a kapak yapalım.
Mezun olmak ne zor işmiş. Elbise seç, ayakkabı seç, aksesuar seç. Yemekten sonra eğlenceye gidilcek yeri seç. Amaaan.
Sanırım Kubo-sensei biz Bleach severleri çıldırtmak istiyo. Hem chapterlar çok kısa, hem de en heyecanlı yerinde kesiyo. Urahara geldi şimdi, ki bu zat benim en sevdiğim karakterdir. Bundan mütevellit bir dahaki cumaya kadar kalp spazmı bekliyorum.
Yazacak bişeyim yokmuş, zırvaladım yine. I'm off.
P.S. Beyine dışarıdan yükleme yapılamıyo hala değil mi, hani popping dance falan.
11.1.10
Tee heee... (:
Bugün YGS başvuru formlarının geldiğini duyurdular. A yok artık, vazgeçim ben başvurmucam. Şöyle bi bikaç yıl daha bi gelsin hele. Anca.
Sarı bi laptop desteği aldım, pek sevgili İsveçli dostumuz Ikea'dan. Çok sevdim keratayı, pek kullanışlı.
Sömestra az kaldı. Hızlandırmaya da. Amaaan.
Andaç fotoğrafları da çekildi. Ne mal olduğunu anlamadım valla, güzel de değildi çirkin de. Çirkin çıksaydı da ağlasaydım, 4 yıl boyunca, ağlamadan andaç fotoğrafı çektirmek için mi okudum ben!?(!)
Ikea'dan iki tane de fare aldım. Peluş. Biri gri biri beyaz. Gri olan Hüdaverdi, beyaz olan Tanrıverdi. Hepsi aynı yaratandan. Endonezya'da yaratmış onları yaratan.


