8.7.10

Pirzola

Bu blogdaki piknik konulu 2 yazıyı okuyunca şahsımın bacak kadar veletlikten kalan birkaç yiyecek macerasını hatırladım ki zaten bendeniz etrafımda yemek kültürüne ve mideme olan bağlılığımla bilinirim.

Efendim, seneyi tam olarak hatırlayamıyorum fakat validem ve pederimden aldığım rivayetlere göre bendeniz 3-4 yaşlarındayken pederle ben arabayla Adana'ya gidiyoruz. Niye gittiğimiz mukadderat lakin dönüşte babamın çok eski bir arkadaşıyla dönüyoruz. Dönerken de Adana çıkışındaki Pozantı denilen yerde pirzola yiyeceğimiz tutuyor ki bendeniz pirzolayı etten saymam, çerezdir o. Bi başladım mı öküz gibi yerim. Demekki çocukluktan gelme bişey bu, çünkü pederciğim bir dağ restoranında gecenin bir vakti durup bana "Aç mısın?" diye sormuş, ben de "I-ıh, yemicem" gibisinden bir tepki vermiş olmalıyım ki babam ortaya söyledi pirzolayı böyle yiyolar onlar. Ben de aldım bi tane başladım kemirmeye. Sonrasını hatırlamıyorum. (Genel olarak olayı hatırlamıyorum zaten sadece pirzola yediğim kısmı mevcut hafızamda.) Restoranda oturduğumuz yer vadi kıyısındaymış, rivayetlere göre de bendeniz 1,5 kilo pirzolanın kemiğini o vadiye atmışım.

Seviyorum bu hatırayı, pirzolayı da. Olsa da yesek la...

Hiç yorum yok: